AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Alpha Protocol

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FuRKann
9.Seviye Üye
9.Seviye Üye
avatar

<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 349
Kent Puanı Kent Puanı : 33038080
Rep puanı Rep puanı : 90
Rep Gücü Rep Gücü :
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 09/09/10





MesajKonu: Alpha Protocol   C.tesi Eyl. 11, 2010 2:39 pm

Alpha Protocol
KATEGORİ : RPG
ÜRETİCİ FİRMA : Obsidianent Entertainment
YAYINCI FİRMA : SEGA
OYUNUN SİTESİ : [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
HANGİ OYUNA BENZİYOR? : Mass Effect, Oblivion
SİSTEM GEREKSİNİMLERİ : Core 2 Duo E4500 2.2GHz, Geforce 8800 GS, 2 GB RAM, 12 GB Boş Harddisk Alanı
YAZAR : Onur TUFAN
YAYIN TARİHİ : 6.6.2010
Oyunun Puanı
60


Grafikler: 60
Ses & Müzik: 70
Oynanabilirlik: 55
Atmosfer: 55







Üzülerek belirtmeliyim ki Alpha Protocol oyun dünyası için bir kayıp. Bazı açılardan piyasadaki diğer üst düzey oyunlara rakip olsa da, bazı yönlerden büyük sorunlar yaşıyor. Ulaşılmak istenen hedef doğru seçilmiş, zaten KOTOR II gibi RPG türünün en iyi örneklerinden birini geliştirmiş Obsidian’dan da daha azı beklenemezdi, ancak gelinen noktaya baktığımızda Alpha Protocol içerisinde büyük eksikler barındıran, fakat o eksikler olmasa harika bir sanat eserine dönüşecek bir oyun. Bazı oyunlar baştan sona bir yıkımdır ve ne olursa olsun o tür oyunlardan uzak durmak gerekir. Alpha Protocol’deyse işler böyle gitmiyor. Şayet sıkı bir RPG fanıysanız Alpha Protocol’ü oynamalısınız, ancak bir oyunda grafiğe önem veriyorsanız oyunun kabını dahi elinize almanızı önermem. İşte Alpha Protocol’de oyun boyunca bu tür gel-gitlerle karşılaşıyorsunuz ve oyunun kalitesi sizin bir oyunda aradıklarınıza göre netlik kazanıyor. Sanırım bu yüzden olsa gerek oyun bazı yabancı sitelerden 40’ın altında puan alırken bazılarından ise 80’in üzerinde puan almayı başarmış.

Oyun bir uçağa yapılan roket saldırısıyla başlıyor. Çok geçmeden Amerikan Hükümeti adına çalışan ve üst düzey gizlilikte bir kuruluş olan Alpha Protocol’de görevli oyunun başkarakteri Ajan Michael Thorton ile tanışıyorsunuz. Oyundaki ilk göreviniz Suudi Arabistan’a giderek bu saldırının sorumlularını araştırmak. Elbette ki hiçbir şey görüldüğü gibi değildir ve Michael’ın ilk macerası iyi hedeflenmiş bir füzenin yarattığı patlamayla tıpkı başladığı gibi sona erer. Böylece dünyanın değişik ülkelerindeki bilgileri toplayıp ipuçlarını takip ederek her seferinde hedefinize bir adım daha yaklaşacağınız gerçek maceranıza başlamış olursunuz.

Alpha Protocol’de öne çıkan iki nokta var, bunlardan ilki oyundaki diyaloglar. Oyunun diyalog yanı Ajan Michael Thorton olarak karakterinizi farklı yönlerde oluşturabilme olanağını size tanıyor. Konuştuğunuz insanlara karşı tutunduğunuz tavır oyunda hangi noktada olacağınızı belirliyor. Bu konuştuklarınıza karşı tamamen kibar bir tavır takınmakla ilgili bir mesel değil. Oyunda bazen nazik olmanız bazense karşınızdakinin saygısını kazanabilmek için yumruğunuzu masaya vurmanız gerekiyor. Diyaloglarda karşınızdakine olan tutumunuz çoğu zaman aggressive (agresif), professional (profesyonel) ve suave (kibar) olmak üzere üç seçeneğe indirgenmiş durumda. Farklı karakterler yaklaşımlarınıza göre farklı tepkiler gösteriyorlar. Örneğin yanınızda bulunan iyi huylu bir ajan iltifatlarınızdan hoşlanırken, pek konuşkan olmayan Rus bir kadın bu iltifatlarınızla pek ilgilenmeyebiliyor. Bu karakterler size karşı sempati duyabiliyor, sizden nefret edebiliyor ya da size karşı tamamen nötr oluyorlar. Ancak siz karşılaştığınız kişilerin sempatisini kazanmaya gayret edin, çünkü bu size örneğin çatışma anında müttefik bir grubun yardım etmesi ya da normal şartlarda karşınıza çıkmayacak silahları temin edebilme olanağı gibi ekstradan geri dönüşler sağlıyor. Senaryo işleyişindeki çoğu temel unsur az çok sabit, fakat onları keşfetme şekliniz ve maceranızda size katılan insanlar bir oyundan diğerine farklılık gösterebiliyor. Bazı oyunlar size hikayeye etki ediyormuşsunuz hissi verebilir fakat Alpha Protocol’de bu hissin doruk noktasına ulaştığını kolaylıkla söyleyebiliriz.

Oyunun bir diğer iyi yanı da karakter gelişiminde size sunduğu seçenekler. Hangi yeteneklerinize odaklanmanız gerektiğine, çatışma anında hangi silahları kullanabileceğinize ve üzerinizde hangi cihazların bulunabileceğine karar verebiliyorsunuz. Tipik bir RPG oyununda olduğu gibi Alpha Protocol’de de oyunun başında karakterimiz için bize sunulan sınıflardan birini seçiyoruz. Seçtiğimiz bu sınıf karakterimizin yetenek ağacındaki gelişimini belirliyor. Oyunda seçilebilecek, biri oyunu bitirdiğinizde açılan, toplam altı sınıf mevcut. Ateşli silahlarda yetenekli Soldier sınıfı, yakın dövüşte etkili ve işini sessizce halletmeyi seven Field Agent, teknoloji konusunda uzman ve shotgunlar konusunda yetenekli Tech Specialist ve ilk anda verilen AP puanını skiller arasında kendimizin dağıttığı, yani kendi istediğimiz yönde bir karakter oluşturabileceğimiz Freelancer sınıfları oyunda asıl tercih edilmesi gereken seçenekler.

Devamı: [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



Bir de Recruit var ancak bu sınıfı Alpha Protocol oynarken gerçekten zorlanmak isteyen oyuncular için öneriyoruz, çünkü bu sınıfı seçtiğinizde oyuna tam bir çaylak olarak başlıyorsunuz ve hiçbir skillinizde artış yapılmamış oluyor, oyunda ilerledikçe karakterinizin ne yönde gelişeceğine siz kendiniz karar veriyorsunuz.

Sizin de tahmin edeceğiniz gibi oyunda karakterinizin skillerini geliştirdikçe bunun karşılığını da doğrudan alıyorsunuz. Örneğin martial arts skillini geliştirdikçe düşmanlarınızla yapacağınız dövüşlerde çok daha etkili bir hale geliyorsunuz, tabi şayet onların işini bitirmek için silahlarınıza başvurmazsanız. Oyunda silah ve zırh geliştirmeleriniz, değişik mermi tipleri ve önünüze sunulan ajan cihazları da oyundaki RPG derinliğini daha da arttırmayı başarıyor.

Oyunun temel oynanış mekanikleri maalesef az önce saydığım başarılı grafiği sürdüremiyor ve oyunu biraz yaralıyor. Oyuna başladığınız ilk andan itibaren bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorsunuz. Oyun üçüncü görüş açısına sahip ancak kamera sık sık, anlamsız ve aşırı bir şekilde Michael’a yakınlaşıyor ve bu da çevrenizi kontrol etmenizi bir hayli güç hale getiriyor. Oyunda siper alma sistemi mevcut ve siperin arkasından çıkıp nişan aldığınızdaysa tekrardan kamera açılarının azizliğine uğramanız olası. Mesela düşmanla görüşünüz arasına Michael girebiliyor ve sizde hedefinize odaklanmakta sıkıntı yaşayabiliyorsunuz. Bu tür kamera hatalarının yıllar önce aşıldığı düşünülürse Alpha Protocol’de bu kamera hatalarıyla karşılaşmak oldukça garip.

Oyunun siper alma sisteminde kamera hataları haricinde farklı hatalarla da karşılaşıyorsunuz. Sistem normal TPS oyunlarında olduğu gibi işliyor. Bir duvarın ya da barikatın ardına geçip siper alma tuşuna basıyorsunuz, isterseniz siperler arasında geçiş yapabiliyorsunuz da. Ancak ne hikmetse ortada hiçbir gerekçe yokken bazen Michael ısrarla siper almayı reddediyor. Siper almayı başarsanız da karşılaştığınız sorunlar dinmiyor. Siper arkasındayken bile kafanızdan isabet almaya devam edebiliyorsunuz. Evet normal oyunlarda siper arkasında tamamen güvendesinizdir ancak Alpha Protocol’de işler böyle yürümüyor. Bu durumu düzeltmeniz için saklandığınız yerden çıkıp tekrardan siper almanızı öneriyoruz. Diğer bir sorun ise siperden ateş etmek için kafanızı çıkardığınızda, nedendir bilinmez, hedef alma göstergeniz gözükmüyor ve ateş edemiyorsunuz. Tam bu anda yakınınızda bulunan bir düşman tarafından da öldürülürseniz oyuna duyduğunuz sinir katsayınız çok daha yüksek bir hal alıyor. İşin kötü yanı tüm bu hatalar oyun boyunca sizin peşinizi bırakmıyor, iyi yanıysa oyunun eğlencesini tamamen tüketmeyi başaramıyorlar.

Alpha Protocol’deki ateş etme sistemi de harika sayılmaz, ancak oyundaki en etkili silahı seçeceğinizi düşünürsek, sizi eğlendirmeyi başarabilir. Şayet oyunlarda silahlı çatışmalara girmekten hoşlanan biriyseniz kesinlikle kullanmanız gereken silah türü makineli tüfekler. Bu tür oyunun en güçlüsü ve oyunun başlarında açacağınız otomatik hedef alma yetisiyle birlikte kullanıldığında neredeyse durdurulmaz bir hale geliyorlar. Ancak AP düz ilerlemeli bir shooter oyunu değil. Yani silahınızı çekip düşmanınıza headshot yaptığınızda onu yere sereceğinizi düşünmeyin, hatta bazen headshot yaptığınız halde düşmanınızın canında azalma bile olmadığını göreceksinizdir. Ancak bu durum oyunun hatalarından biri değil. Çatışma anında bir düşmanınızın işini bitirmek için çeşitli şartların bir araya gelmesi gerekiyor. Öncelikle düşmanınız size yeterli yakınlıkta olmalı ve nişan aldıktan sonra kısa bir süreliğine göstergenin hedefe yoğunlaşmasını beklemelisiniz. Tabi silahlarla ilgili skillerinizin de gelişmiş bir düzeyde olmasını ihmal etmeyin. Bu şartları sağlarsanız headshot yapabilirsiniz. Ancak düşmanınızı tek seferde indiremediğiniz durumlarda ardı ardına ateş etmenizi önermem, çünkü gösterge yoğunluğunu gerçekleştirmeden yaptığınız atışlarda düşmanın alacağı hasar minimum düzeye iniyor, yani 3 el ateş ederek öldürebileceğiniz birini çok daha fazla mermi harcayarak öldürüyorsunuz.

Devamı: [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



Oyunun yapay zekası da beklentileri pek fazla karşılayamıyor. Karşınıza çıkan paralı askerler ve güvenlik görevlileri etrafta rastgele koşuşturuyorlar. Siz onlara kurşun yağdırırken anlamsız bir şekilde siperlerinden çıkıp merdivenlere tırmanıyorlar, etraftaki ateş ettiğinizde patlayan nesnelerin ardına siper alıyorlar ya da siz ateş edene kadar tepkisiz bir şekilde bekliyorlar. Alpha Protocol’de ayrıca düşmanla doğrudan çatışmaya girmek yerine onları gizlice etkisizleştirme olanağına da sahipsiniz. Sıradan stealth oyunlarının sunduğu gölgelerde saklanma ya da düşman hareketlerini takip edebilmeniz için ekranda yer alan mini harita tarzı yardımcı özellikler yerine Alpha Protocol oyuncuya insan üstü yetenekler bahşediyor. Örneğin geçici görünmezlik gibi. Bu tür yeteneklerinizle düşmanlarınızın işini bitirmek de elbette ki daha kolay bir hal alıyor.

Bir casusluk RPG’si elbette ki bilgisayarları hackleme ya da alarmları inaktif hale getirme gibi fonksiyonlara sahip olmadan düşünülemezdi. Bu tür işlemlerimiz için Alpha Protocol’de 3 farklı mini oyun bulunuyor. Bu oyunlar tasarım olarak oldukça iyi hazırlanmış ve zaman zaman sizi zorlayacak yapıdalar. Mini oyunların birinde mouseunuzla ekranda bulunan pinleri yukarı kaldırarak sırasıyla onları ayarlıyorsunuz, bu oldukça kolay ve alışık türden olduğumuz bir oyun. Bir diğerinde ise elektrik panosu gibi bir sistemin üzerindeki numaralara ulaşan doğru hatları belirleyerek onu seçiyoruz. Bu oyunda da takip yeteneğiniz ve özellikle gözlerinizin ne kadar keskin olduğu ön plana çıkıyor. En zor oyun ise üstünde sürekli değişen numaraları sahip bir düzenek. Size iki farklı şifre veriliyor ve bu şifreler aynı zamanda düzenekte de yer alıyor. Yapmanız gereken ise, sürekli değişen bu numaralar arasından, değişmeyen sayıların oluşturduğu iki grubu bulmak ve size verilen aynı şifrelerle eşleştirmek. Bu oyun oldukça karışık ve başarısızlığa uğrama olanağınız da bir hayli yüksek. Tabi mini oyunlardaki olası başarısızlıkların ardından verilecek alarma ve gelecek düşmanlara da hazırlıklı olmanızda yarar var.

Alpha Protocol grafik açısından da pek fazla oyuncuyu tatmin etmeyi başaramıyor. Yapımcılar oyunun diğer yönlerine yüklenip grafikleri ihmal etmişler diyeceğim ancak oyun çoğu yönden bir enkaz yığınını andırıyor. Oyunda herhangi bir modern oyunda görmeyi umduğunuz ışık ve gölgelendirme efektleriyle maalesef Alpha Protocol’de karşılaşamıyorsunuz. Bunu karakter tasarımlarındaki detaysızlık ve çevre sunumundaki özensiz görsel efektler takip ediyor. Fakat yine de RPG tutkunları için bu görsel yoksunluğun pek sorun yaratacağını sanmıyorum. Oyundaki seslendirmeler ise grafiklerin aksine son derece başarılı ve kullanılan müziklerde bir aksiyon oyununa yakışacak şekilde seçilmiş.

SON SÖZLER
Alpha Protocol’de başarılmak istenen şey övgüye değer. Öncelikle RPG türünü bilim kurgu ve fanteziden ayırarak günümüz dünyasına uyarlamak, her ne kadar kullanılan teknolojilerin bazıları gerçekle uyuşmasa da, RPG severlere farklı bir deneyim yaşatacak hatta bazılarının hoşuna bile gidecektir. Oyunun RPG ögeleri yönünden geniş bir yelpazeye sahip olması ayrıca iyi bir hikaye kurgusu ve karakter gelişimini de içerisinde barındırması onu türün fanatikleri için denenmesi gereken bir oyun haline getiriyor. Ancak oyunda karşılaşılan kamera sorunları, siper alma sistemindeki aksaklıklar ve yapay zeka yoksunluğu oyunu türün dışındaki insanlar için itici bir hale getiriyor. Güzel oyunlu günler...

Devamı: [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://www.facebook.com/OmerFurkanTASCI
 
Alpha Protocol
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Oyun Dünyası ::   :: Oyun Tanıtımları-
Buraya geçin: